Menü Aksaray Haber - Aksaray haberleri-Salihler şehri gazetesi,Salihlersehri.com
Rasim GÜL

Rasim GÜL

Tarih: 08.12.2019 14:47

Türk Siyasetinin İhtiyacı, Dürüstlüktür

Facebook Twitter Linked-in

Türk siyasetinin ihtiyacı dürüstlük deyince, aceba siyasette hiç mi dürüst yok fikri aklınıza gelebilir. Yok, lafı çok sert olur, elbette var ancak çok az inancındayız. Özellikle, DÜRÜSTLÜK iktidar partisinde olmalıdır. Çünkü kanunları uygulayan bürokratları atayan iktidardır. Tabi ki muhalefette dürüst olmalıdır ki denetlemeyi minnetsiz yapabilsin. Bir ülkede siyasetçi, bürokrat dürüst ise o ülkede asla çalma, soygun, savurganlık ve hırsızlığın dik alası torpil olamaz, olamaz.

 Dürüst, olmadığını bildiği halde, o siyasetçinin arkasından gidenlere ne diyeceğiz, adını ne koyacağız? Dürüst olmayanı, beceriksizi alkışlayarak koca imparatorluğu yıktık, şimdi Türkiye Cumhuriyetini sallıyoruz. Şükür bir avuç kahramanımızın varlığı, çınarın devrimesiniz önlüyor.

 Partilerin tamamında, özellikle iktidar partilerinde, istisnalar hariç vekil, başkan ve diğer yöneticiler dürüstlüğün dışında verilen rollerini çok iyi oynuyorlar. Her ile ve ilçeye birer tiyatro kursanız oyuncu aramanıza gerek yok, o il ve ilçe deki parti yöneticileri istediğiniz rolü yazacağınız senaryoya göre oynarlar.

Bazı parti yöneticilerinin bir türlü içine sindiremediği; Türk Milleti, Türk Devleti, İslam Ümmeti, muasır medeniyet kelimelerinin kapsamlarını sorduğunuzda, üçünü birden, kabul ettiğine, dürüstçe cevap verecek çok az yönetici çıkar. Bu üç kelimede anlaşılıp birlik olunmadıkça, güçlü devlet ve millet olunamaz.

Adamın birine sormuşlar, Aliyi, Veliyi, Ahmet´i, Mehmet´i taklit edermisin diye adamcağız gayet başarı ile taklit etmiş, peki senin kendi sesin nasıl sorusuna, vallahi onu, bunu taklit ede ede kendi sesimi unuttum demiş. Bu memlekette yönetici olanlar şayet bir gün onun bunun taklitçisi ve adamı değilde dürüst olduklarında, diriliş ve kurtuluş başlamış demektir.

Filozofa, cücenin tarifini sormuşlar; uzaktan çok babayiğit ve bilgili gibi görünenin, yakından görünüşü diye tarif etmiş. Devleti yönetenler, cücelerden ve cahillerden değil de gerçekten, ehliyeti ve liyakati olanlardan olduğunda, bilinki gerçek hizmet dürüstçe başlamış olacaktır.

Particiler ağızlarını açar açmaz demokrasi ve hukuktan bahsederler, hâlbuki demokrasi; örgütlenme ve asıl önemlisi itiraz demektir. Ayrıca tarih şuuru olmayan ve örgütsel dayanışmayı beceremeyen demokrasiler hiçbir zaman bizde olduğu gibi oturmaz. Bugün sözüm ona en örgütlü işçi sendikalarının, toplumun verilmeyen hakları bir tarafa işçi haklarını almaktan bile çok uzaktalar.

Partilerin, memur sendikalarına bişey demeye hiç gerek yok onlar zaten adı üstünde arka bahçe şeklinde, partilerinin militanlığını yapmaya çalışır görünüyorlar. Bizce bu şekildeki sendikacılık, partilerin, işçilerin ve memurların sırtındaki yüktür. Çünkü ortada dürüstlük yoktur.

İmparatorluk bakiyesi, Türkiye Cumhuriyeti devletini anlamak ve yönetmek cücelerin işi değildir. Hurafelerle, laf ebeliği ile idare edilen, bilim dışı unsurların etkili olduğu toplumu anlamak ve yönetmek ilim, zekâ, marifet ve dürüstlük ister. Günümüzde ne yazik ki yöneticiler de bilim, zekâ, ehliyet, liyakat ve dürüstlük yerine sadakat arandığı için diyecek ve beklenecek fazla bir şey yok.

Milletimiz, adaletsizlik, torpil, gayri dürüstlük, fakirlik dolaysıyla kırılgan ve kargaşaya açık bir toplum haline gelmiştir. Toplumda, taraflı particilik yaparak milleti bölmek, dahada kargaşa yaratır ki buda en basit deyimle gafletin ötesinde hıyanettir.

Her toplum, kendi şartları yani kültürü, tarihi ve medeniyeti içerisinde mütalaa edilir. Türk toplumu asla Arap, Fars ve batı kültürüne göre yönlendirilemez ve yönetilemez. Asırlardır, Türk medeniyetine göre yönetilmeyen halkımız hep sıkıntı çekerek isyan etmeden yaşamayı başarmıştır.

Uygarlık veya medeniyet, bir ülke ve toplumun maddi ve manevi varlıklarının, düşünce, sanat bilim ve teknoloji ürünlerinin tamamını ifade eder. Bu gün siyasetimizi yönlendirenlerin gündeminde dürüstçe söylersek bunları fazla görmüyoruz.

             Hayrola, muvaffak ola, muzaffer ola.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —