Cumartesi annesi, Pazar annesi, Pazartesi annesi diyerek ayırmayalım anneleri. Anne işte, dokuz ay karnında taşıyarak dünyaya getirdiği iyi ya da kötü yolda olan insanın annesi. Evladına karşı hepsinin duyguları aynı. Çocuklarının yaptığı işten bağımsız, iyiliklerinden bağımsız, kötülüklerinden bağımsız, siyasi görüşlerinden bağımsız, yeteneklerinden bağımsız sadece ana evlat bağı. İşte bu bağ noktasında bütün analar aynıdır ve duyguları benzer.
Bu bağ üzerinden siyaset yapmak hoş değil. Aslında duruma yorum yapmak bile zor. Konunun tam ortasında anneler duruyor, onun için zor.
Anneleri görüyoruz bir siyasi partinin kapısının önünde. Evlatlarını istiyorlar. Bu manzara karşısında değişik tepkiler görüyoruz. Kimseyi kırmayalım, çam devirmeyelim mantığıyla ölçülü ve köşeli olmayan siyasi değerlendirmeler görüyoruz. Kişisel olarak siyaseten bir bağlılığım olmadığından ben köşeli düşünür ve söylerim.
Kısaca dikkatinizi çekmek istediğim son nokta ise zaman. Bu anneler içinde, yıllardır çocukları örgütte olanlar var.
Neden bugüne kadar gidip, çocuklarını istemediler?
Örgütle olan HDP irtibatını yeni mi keşfettiler?
Devlet, terör ve teröristle mücadeleyi tam kıvamında yapmaya başladı da ondan bence.