??Maliki Yevmiddin´´ ?´Düşünce bir günde kurulamaz, Avrupanın meyvelerini koparıp kendi ağacımıza astık´´ Cemil Meriç. Peki biz kendi düşüncemizi kurabildik mi. Sekülerizme mi yenidik. Taklitle düşünce kurulamadığına göre ne yaptık. Doğunun batılılaşmasının antitezi batının doğululaşmasıdır. Bu nasıl olacak. Bir mütefekkir ?´Yaşadığınız kadar aktarırsınız´´ demiş. Cumhuriyetin kırklı yıllarından sonra çeşitli uyanışlar yaşanmış olmasına rağmen Üstad Necip Fazıl sekülerle mücadelesinde yalnız kalmıştır. Ya da sekülerlerin üstada karşı başlattığı mücadelede yalnız bırakılmıştır. Cemil Meriç düşünce bir günde kurulamaz derken içinde bulunduğu şartlarında sekülerizme karşı düşüncesini epeyce giydirmiştir. Üstad ise hakikate ermenin şevk ve heyecanıyla hakikati çıplak olarak ifade etmiş bu yüzden zaman zaman Yusufiyeye alınmıştır.Yusufiye ise onu adeta yeniden yeniden pişirmiştir. Bu gün içine düştüğümüz durum nedir. Seküleizmle kavga etmek mi yaşamakmı. Sekülerizm denilen güç bize engel mi. Değil, mesele hakikati yaşamanın zorluğudur. Büyük cihadı veremeyişimizdir. Sekülerizm mazerettir. Dürüst olmak gerekir. Sekülerizm bu gün için hiç olmadığı kadar yumuşaktır. Ancak yaşamak kolaylaştığı halde yerini yine de yozlaşma almıştır.Dün yaşayabilenler bu günde yaşayabilmektedir. Ancak sayısal önemli bir artış yoktur. Öne çıkan sülogandır. Öz gelişmesi yavaştır. Hakikat hızlıdır. Hakikate eren adam yavaş olamaz.Fizikteki statik güç potansiyel güç açığa çıktığında madde hareketli ve hızlıdır. Tabiatta hızlı gelişmeler olur. Biyolojide maddenin statik kuvvetini potansiyel enerjisini açığa çıkaran enzimlerdir. Enzimler statik kuvveti serbest bırakır. Seri reaksiyonlar böylece kendiliğinden oluşur ki metabolizmanın canlılığı bu aktivite ile devam eder. Düşünce gelişimini harekete geçirecek olan da okumak araştırmak ve kıyaslamaktır. Nasıl ki düşünce bir günde kurulamaz ise bir günde de yok edilemez. Yok edilmişse biz buna yatmışızdır. Yok edildiğinden değildir. Öyle ise düşünce aktfleşmek için cansuyu beklemektedir. Düşünce anarşi ilede bastırılamamıştır. Öyle ise anarşi ilede kabul ettirilemez. Anarşi içimizden bir şey değildir. Öğretilmiştir. Özel amaç taşır. Çoğu zaman bireyler ya da topluluklar bu amacı hiç bilemeden galeyan oluşturucu söylemlerle harekete geçirilir. Bir defa harekete geçtikten sonra istenilen amaca yönlendirmek çok kolaydır. Zira Gustav le Bon ?´birey şuurunu kalabalıklara teslim eder ve tek başına olduğunda asla yapmayacağı şeyleri yapar, ancak güçlü uyarıcılar bu hareketi durdurabilir´´ der. Anarşinin gayesi düşünceyi geliştirmek değil, kavganın iki tarafının iplerini elinde tutanları beslemektir. Yani tutunamayanların tutumasını sağlar. Bu sayede tutunanlar artık geçmişin kaharamanları, adamın kralı olarak yad edilecektir. Kendi düşüncesini kurabilmenin yolu karşı düşünceyi yerden yere vurmak değildir. Tıpkı sosyal olduğu düünülen bireyin kendi yükselişini diğerinin omuzlarında tepinmeye bağlaması olmadığı gibi. Anti tezini ortaya koyabilmektir. Yeni medeniyetleri kurabilmenin yolu geçmişi anlamak ve yerini görebilmektir. Doğu kaos içindedir. Ziynetleri ile başı derttedir. Üstelik bir çok çelişki içeren fazla sayıda felsefi akımlarla zihni epey kirlenmiştir. Öyle ise Türk İslam Düşünce sistemini geliştirmenin yanında kahir ekseriyeti doğu felsefesiyle temas etmemiş olan batıda doğu düşünce sistemini harekete geçirmek gerekir. Büyük Doğunun yolunu kolaylaştırmak üzere Büyük Batı tezini ortaya atabilirmiyiz. Mevcut Büyük Batı gittikçe etkisiz kalmaktadır. Kıyameti öne çekeceğine inanalara karşı kıyameti eceline bırakabilirmiyiz. Bunu yapabilecek mütefekkirleri hazırlayabildik mi aceba. Güneşi batıdan doğdurabilirmiyiz. Batının eğitim sistemi içinde evrim hipotezini çürütebilirmiyiz. Öyle zannediyorum batıda Evrim Hipotezini tartışmaya açarak bu değişimi başlatabiliriz. Hatta bu minvalde zihin devrimini alevlendirerek Büyük Batıyı kurabiliriz. Böylece Büyük Doğu kendiliğinden yükselişe geçecektir. Ne varki siyonist öğreti bu potansiyele karşı batı ile doğu arasına savaşlarla sürekli set çekmektedir. Öyle ise soru şu: Batıyı Büyük Batı teziyle zorlayabilirmiyiz. Sosyologlarımız bunun için hazır mı.