´Maliki yevmiddin´´
İnsanlığın çıkmazı yaşamak için ahlakını satmak zorunda kalışıdır.
Sermayenin büyümesine rağmen gelir düzeyinin aşağı yönde hareketine bakarsanız insanlık çıkmazdadır. İnsanlık yaşayabilmek için evrensel çapta düşük ücrete razı olmuştur. Bu durum dünyanın en gelişmiş ülkesinden gelişmekte olan ülkelere kadar her yerde böyledir. Adeta ağıllara kapattığımız koyunlar misalidir insanlık. Sosyolojik gerçek koyun psikolojisi içinde olanın insan olduğudur. İnsan yeme ihtiyacı olduğundan işe gitmekte ve sermaye sürekli büyümektedir. Sermaye hızla büyürken insan yıpranmaktadır.
Hayır kurumlarına bakarsanız besiye çekilmiş manda gibidirler.Adeta toplum içinde özel bakımlı gettolara dönüşmüşlerdir. Topllumdan ayrışmış ancak toplumda bağış yapmak bağmlılığı oluşturmuşlardır.Daavranışsal olarak bakarsanız topladıkları bağışları fakir halkla paylaşmamak tadırlar.
İnsanlığın asgari geçim düzeylerine baktığınız zaman sermayenin ahlaklı olduğuna hükmedemezsiniz. Tıpkı bağış alan ve fakir fukara insanlarla paylaşmayan gettoların ahlaksızlığı gibi. Sermayeye sorarsanız vergi vermektedir.O nedenle vazgeçilmezdirler. Vergi veriyorsa üstündür. Devlet idaresine kadar söz sahibidirler. Çok öyle eleştiremezsiniz.
Bağış toplayıcılar ise memlekete kaliteli insan yetiştirmektedirler. Onlar da kahramanıdır. Onlarıda eleştiremezsiniz. Milletin silahıyla milleti bile vurabilirler. Ahlak demiştikya güçlü ahlaklıdır. Bir istisna olarak Allah cc. ?´İyilik sahiplerini daraltmayın´´ buyurmaktadır. Bunları ayırmak gerekir.
Ahlak evrensel bir olgu olarak gerçekleşirken ahlaksızlıkta evrensel boyut kazanmıştır. Dolayısı ile evrensel problemin çözümüde evrensel olacaktır. Ahlak dışılk zulümdür. Zulüm insanlığı kuşatmıştır. Zulme karşı olmak başka başkaldırmak başkadır. Zulme karşı olmak problemi çözmez. Hatta büyütür. Başkaldırmak ise bir umuttur. Vergi ödeyerek ve bağış toplayarak devleti bile töhmet altına almışlardır. Bu yüzden zulme karşı eyleme geçmek anarşi ve kaostur.
İslamla birlikte sahabi dönemi paylaşma yardımlaşma fedakarlık ve feragat öne geçmiştir. Bu yüzden ahlakın temellerini atmada en etkili olmuştur. Bir hadisi şerifte ?´Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır´´ buyurlur. Öyle ise burada bir mücadele ruhu vardır.Müslüman ahlakı en azından dillendirmeyi gerektirir.
Zulme karşı savaş açmak isterseniz dünyanın en az dörtte üçünde ABD gibi sermayesi ve orduları ile her kaynağın başında yerleşmiş ülkeler karşınıza çıkar. Geri kalan kısım zaten onların ikametgahlarıdırıdır.
Birey olarak insanın Türk Alman Fransız ya da Arap olması hiç faketmez. Hepisi aynı zulüm altında inlemektedirler. Ancak radikal ve ya marjinalleşerek evrensel kalkışma ile de bunun önüne geçilemez gibi duruyor. Tekil değil de çoğulun tekelleşmesi, ortak fikir ve tutum geliştirerek tek bir kişi gibi davranış ve karşı duruşla zulmün silahını elinden alabilirsiniz. Aksi halde dnyanın her yerinde insanlık ızdırap çekerken sadece seyredersiniz.Karnınızın doyduğuna şükrederek ruhunuzun yüceldiğini ve ierlediğini düşünerek hesap gününü beklersiniz.İnsanlık bithap düşmeden acil çözüm evrensel ahlaksızlığa karşı evrensel duruştur.
Ahlak adına zulme karşı duruş üç lokma bir hırka prensibiyle yaşayabilen bilgelerin gerçek kahramanlığıdır.Aksi halde insanlık ve efendileri farkında olmamış bile olsalar fiavuni bir yarış ve büyük utanç içindedirler?