Menü Aksaray Haber - Aksaray haberleri-Salihler şehri gazetesi,Salihlersehri.com
AV.Ramazan BEKTAŞ

AV.Ramazan BEKTAŞ

Tarih: 06.10.2026 18:56

ADALET GECİKİRSE, HAKKIN DEĞERİ NE OLUR?

Facebook Twitter Linked-in

ADALET GECİKİRSE, HAKKIN DEĞERİ NE OLUR?

Av. Ramazan Bektaş

Bir insanın hakkını yıllar sonra elde etmesi, her zaman adaletin gerçekleştiği anlamına gelmez.

              Çünkü adalet yalnızca kimin haklı olduğunu belirlemekten ibaret değildir. Haklı olanın hakkına ne zaman ve ne ölçüde kavuştuğu da adaletin ayrılmaz bir parçasıdır.

              Yıllarca süren bir alacak davası, tarafları ve çocukları belirsizlik içinde bırakan bir boşanma süreci, çözülemeyen bir taşınmaz uyuşmazlığı veya makul süreyi aşan bir ceza soruşturması, yalnızca bir dosyanın mahkeme rafında beklemesi değildir.

Bekleyen, insanların hayatıdır.

Yeni dönemin önemli başlıklarından biri: makul sürede yargılanma

              2026 yılında yürürlüğe giren 12. Yargı Paketi ile hukuk yargılamalarının daha etkin ve hızlı yürütülmesine yönelik çeşitli düzenlemeler 

Bunlardan biri, yazılı yargılama usulüne tabi davalarda, istisnai durumlar dışında iki duruşma arasındaki sürenin üç ayı geçmemesine ilişkin düzenlemedir.

              Bu düzenleme ilk bakışta usule ilişkin teknik bir değişiklik gibi görülebilir. Ancak uygulamadaki etkisi, vatandaş açısından oldukça önemlidir.

              Bir duruşmanın üç ay sonraya bırakılması ile altı ay, sekiz ay veya bir yıl sonrasına ertelenmesi arasında ciddi bir fark vardır.

              Hukukçu için bu, bir duruşma tarihi meselesidir.

              Vatandaş içinse hayatının ertelenmesidir.

Beş yılı aşan dava, üç yılı aşan soruşturma

              Bu çerçevede dikkat çeken bir diğer uygulama, 1 Eylül 2026 itibarıyla pilot adliyelerde başlayan Alo Adalet 135 hizmetidir.

              Uygulama ilk aşamada Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde başlatıldı.

              İlk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve bölge idare mahkemelerinde beş yılı aşan dava dosyaları ile üç yılı aşan soruşturma dosyaları bakımından başvuru yapılabilmesi öngörülüyor. Başvurular, yapay zekâ destekli sesli asistan veya uzman temsilciler aracılığıyla alınarak ilgili birimlere iletiliyor.

              Buradaki asıl önem, yalnızca yeni bir iletişim kanalının oluşturulmasından kaynaklanmıyor. Önemli olan, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması meselesinin vatandaşın takip edebileceği ve başvuru konusu yapabileceği bir sürece dönüşmesidir.

              Elbette bu sistem, beş yılı dolduran her dosyanın hemen sonuçlanacağı anlamına gelmez. Dosyanın niteliği, delillerin toplanması, bilirkişi incelemeleri, tarafların usuli işlemleri ve yargısal bağımsızlık gibi birçok unsur süreyi etkileyebilir.

              Ancak temel gerçek değişmez:

Adaletin gecikmesi, hukuk devletinin en ciddi sorunlarından biridir.

Kanun değişiyor, asıl sınav uygulamada yaşanıyor

Son yıllarda çok sayıda yargı paketi hazırlandı. Yeni kurallar getirildi, çeşitli kanun maddeleri değiştirildi, istinaf ve temyiz sistemine ilişkin düzenlemeler yapıldı, icra ve satış işlemlerinde elektronik uygulamalar geliştirildi.

Düzenleme kapsamında, mirasçılara ait bazı taşınmazların ortaklığın giderilmesi amacıyla satışında ilk artırmanın yalnızca malik mirasçılar arasında yapılmasına ilişkin hükümler getirildi. İcra satışlarında teminat ve ihale bedelinin yatırılmaması hâlinde uygulanacak yaptırımlar yeniden düzenlendi.

Kanuni faiz bakımından da önemli bir değişikliğe gidildi. Artık kanuni faiz de güncel değer kaybını bir nebze karşılar hale geldi. 

Bütün bu düzenlemeler önemlidir. Ancak hukuk yalnızca kanun maddelerinden oluşmaz.

İyi kanun, doğru uygulama, makul süre ve etkili denetim birlikte gerçekleşmediği sürece vatandaşın adalet duygusu tam anlamıyla karşılanamaz.

Vatandaşın hukuk sisteminden beklediği nedir?

Vatandaş çoğu zaman hukuk fakültelerindeki teorik tartışmaları veya değişen kanun maddelerinin ayrıntılarını bilmez. Onun sorusu daha doğrudan ve daha hayatidir:

“Benim hakkım ne olacak?”

“Davam ne zaman sonuçlanacak?”

“Karar çıktıktan sonra hakkımı gerçekten alabilecek miyim?”

Hukuk sisteminin başarısı, esas olarak bu sorulara verilen cevapta ölçülür.

Çünkü mahkeme kararını kâğıt üzerinde kazanmak ile o kararın hayata geçirilmesi arasında bazen uzun ve yorucu bir süreç vardır.

Yıllarca süren bir davanın sonunda haklı bulunmak elbette önemlidir. Ancak hak sahibinin hakkına çok geç kavuşması, şu soruyu da beraberinde getirir:

Geç gelen adalet, uğranılan bütün zararları gerçekten telafi edebilir mi?

Hukuk devletinin gücü yalnızca suç işleyene ceza vermesinde veya haklı olanı tespit etmesinde değildir.

Asıl güç, vatandaşın hakkını makul sürede, öngörülebilir ve etkili bir biçimde elde edebilmesini sağlamaktır.

Bu nedenle yargı reformlarını değerlendirirken yalnızca kaç kanunun değiştiğine veya kaç maddede düzenleme yapıldığına bakmak yeterli değildir. Asıl soru şudur:

Vatandaş, hakkına daha hızlı ve daha etkili ulaşabiliyor mu?

Çünkü adaletin terazisi yalnızca doğruyu tartmamalıdır. Zamanı da tartmalıdır.

Zira hukuk açısından bazen en ağır kayıp, kaybedilen para değil; insanın hakkını beklerken kaybettiği hayattır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —