M.KÜÇÜKER


“O GÜN NE MAL FAYDA VERİR; NE DE EVLAT”

Aksaray haberleri, Salihler şehri gazetesi, Aksaray haber


Cenab-ı Hak Şura Sûresi’nde İbrahim (as)’dan hikayeten buyuruyor ki: (İnsanların) dirilecekleri gün, beni mahcup etme. O gün, ne mal fayda verir, ne de evlat. Ancak Allah’a kalb-i selim (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur). (Eş-Şura - 87,88,89) Açıklaması; “Beni mahcup etme” yani, evla olanı terk ettiğimden dolayı, beni azarlamak suretiyle beni mahcup etme, demektir. İyi kullar için hasene olan bazı haller (mukarrebin), Allah’a yakın olanlar için günah olur. İbrahim (as)’ın Allah-ü Tealâ’nın kendisini mahcup etmeyeceğini bildiği halde böyle söylemesi kulluğunu izhar ve başkalarını kendine uymaya teşvik ve onları irşad etmek içindir. Yoksa peygamberler son nefes korkusundan emindirler (1)  “İnsanların dirilecekleri günde mahcup etme” demesi, Dünyada Cenab-ı Hak, settar isminin tecellisi ile kulların kusurlarını örtüyor. Mağfireti ve mahcup edilmemeyi ahiret hayatı için talep etmemiz lazımdır. İbrahim (a.s) bize bunu öğretmiş oluyor.  “O gün mal ve evlat fayda vermez” Yani mallar, dünyada hayır ve hasenat yolunda da harcanmış olsa, çocuklar, salih kimseler ve şefaat ehlide olsa, kişiye faydası olmaz.  “Ancak Allah’a selim bir kalple gelenler müstesna” Yani ancak küfür, nifak ve kötü ahlâk hastalığından temizlenmiş kalp sahiplerine dünyada yaptıkları hayır ve hasenat yolundaki harcamaları ve geri bıraktıkları salih evlatlar fayda verir. Ayet Meali: “Bilsin ki insan için, kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.”(En- Necm- 39) Ayet Meali : “Kim iyi bir iş yaparsa, bu kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa aleyhinedir. Rabb’in kullarına zulmedici değildir.”(Fussilet- 46) Kimin kalbi nifak ve küfür hastalığından temiz olmazsa, kıyamet günü mal ve evladının faydasını görmeyecektir. Kâfirler mal ve evlat çokluğu ile övünüyorlardı. Hz. Allah onlara dünyada kalpleri temiz olmadığı için, bunların faydasını görmeyeceklerini haber vermiş oldu. (2) Ayet Meali : “Gerçekten, inkar edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiç birinden fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır, hiç yardımcıları da yoktur. (3) (Al’i İmran- 91) Kalbi isyan ve kötü ahlâktan temiz olan müminin çocuğu kendisinden önce ölürse ona ecir ve zahire (stoklanmış azık) olur, çocuğu kendisinden sonraya kalır ve kendisine hayır duada bulunursa onun şefaati ümit olunur. (4) Ebu Hüreyre (ra) den: Peygamberimiz buyurdular ki:  “İnsan öldüğü zaman ameli kesilir, ancak üç zümre müstesna.1. Sadaka-i cariye (devam eden hayır işler)2. Kendisiyle faydalanılan ilim 3. Kendisine hayır dua eden salih evlat (5) Onun için itikadı düzeltmek, kalbi; kin, haset ve türlü fesattan temizlemek, mal ve evladın çokluğuna aldanmamak lâzımdır. Ayet Meali: “Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki, nihayet kabirleri ziyaret ettiniz”(Et- Tekasür 1-2) (6) Yani mal ve sayı çokluğu ile övünmek sizi ölüp kabirlere defin olununcaya kadar, Allah’a itaatten ve onun gazabından sizi kurtaracak amellerden alıkoydu. Abdullah bin Şühayr babasından rivayet ediyor:

Ben Rasülullah’ın yanına vardığımda o, “Elhakümüttekasür” (çokluk sizi oyaladı) ayetini okuyordu. Buyurdu ki:  “İnsanoğlu malım malım der. Halbuki yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve tasadduk edip (ahirete)gönderdiğinden başka malın mı var? (Mealim) Ayet Meali: “Ey insanlar! Rabb’inize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evladı, ne evladın babası namına bir şey ödemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah’ın verdiği söz haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve Şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” (Lokman -33) Ve bugün (yine ayet-i kerimelerle); Ayet Meali : “İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.” (Abese . 34,35,36) Buyrulan gündür. Mahşer günü olduğu zaman bütün halk kabirlerinden kalkar. Kıyametin dehşetine, akrabaların kendilerine karşı nasıl şefkat ve merhametlerini kaybedip kendi nefisleriyle meşgul olduğuna bakarlar. O gün insanlar sarhoş olmadıkları halde sarhoş görünürler. Hasımların birbirlerine karşı nasıl muamele ettiklerine bakarlar.İşte o gün, mal ve evladın fayda etmediği gündür. Hadîs-i Şerif: “Sizler; yürüyerek, yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak Allah’a kavuşacaksınız.” Yani ilk yaratıldığınız gibi, yanınızda hiçbir dünyalık olmadığı halde Allah’a döneceksiniz. Öyleyse dünyaya meyletmeyiniz. (7) Aişe validemiz: “Kadın, erkek bir arada yalınayak ve çıplak nasıl olacak.” Dedi. Rasülullah Efendimiz “O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır” mealindeki Abese Sûresi 37. Ayet-i kerimesini okudu.

Rivayet : Kıyamette kimsenin kimseye faydası olmaz ancak... Kıyamette baba evlâdına varır, der ki: “Oğulcağızım! Senin sevaplarından bir (buğday) tanesi ağırlığında sevaba ihtiyacım var. Eğer bana o kadarını verirsen bu sıkıntıdan kurtulacağım”. Oğul, “Senin korktuğun şeylerden ben de korkuyorum. Sana sevabımdan hiçbir şey veremem.” Der. Sonra hanımına gider, ona: “Ben senin dünyada zevcin idim.” Deyip onu medh-ü sena ettikten sonra: “Senden bir sevap istiyorum. Onu bana bağışlarsan, bu gördüğün sıkıntılardan kurtulacağım.” Der. Hanımı da oğlunun dediği gibi cevap verir. Ancak dünyada iken birbirlerini Allah için sevenler böyle davranmazlar. Onların bir kısmının diğer bir kısmına faydası dokunur ve bazıları bazılarına şefaatçi olurlar. Allah-ü Tealâ : “O gün, dost olanlar birbirlerine düşman kesilirler, müttakiler müstesna.” Buyuruyor. (Ez-Zuhruf – 67) Dünya hayatında masiyet ve kötülüklerde birbirlerine dost olanlar, kıyamette birbirlerine düşman olacaklardır.

Ancak Allah için birbirlerini sevenler, itaatte birbirlerine yardımcı olanların dostlukları devam edecektir. Kıyamet günü bir mümin adam getirilir, amelleri tatlıdır, günahları sevaplarından ağır gelir. Bunun üzerine cehenneme atılması emredilir. Der ki: “Ya Rabb! Bana 1 saat mühlet ver, anneme gideyim, onun sevaplarından isteyeyim”. Kendisine mühlet verilir, annesine gelir.  “Anneciğim! Dünyada beni büyüten, her türlü ihsanı benden esirgemeyen sen idin. Şimdi cehennemden kurtulabilmem için bana sevaplarından bir sevap ver. Annesi; “Oğulcağızım! Ben kendimi kurtarmaktan acizim. Akibetimin ne olacağını bilmiyorum, seni nasıl kurtarayım?” Der. Annesinden ümidini kesen adam, diğer akrabalarına gider. Onlardan da kendisine bir sevap veren çıkmaz. Hepsinden ümidini kesmiş, cehenneme götürülürken, dünyada Allah için dost edindiği biri onu görür. O dostu der ki: İkimiz de cehenneme gitmektense, ben bütün sevabımı sana vereyim. Hiç değilse birimiz kurtulsun, bu daha ehvendir”.

Bunun üzerine adam cennete götürülür. Koşarcasına cennete giderken yolda birisi kendisine seslenir: “Arkadaşını cehenneme bırakıp cennete gitmek, kerem değildir.” Bunun üzerine adam secdeye kapanır, diğer arkadaşı da affedilir ve her ikisi de cennete girerler. Mal ve evlad-ü iyalin çokluğuna aldanmamalı, nesep ve iyi hâl ile övünmemelidir. Allah-ü Tealâ : Sûr’a üflendiği zaman, artık aralarında akrabalık bağı kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar. (El-Mümin- 101) Herkes hayret ve dehşet içinde olduğundan, aralarındaki merhamet ve şefkat kalmadığı için; akrabalığın faydası olmaz. Yine herkes kendi hâliyle meşgul olacağı için; kimse kimseyi arayıp sormaz. Öyle ise herkes bu günden hazırlığını tamamlamaya çalışmalıdır.   Beyt. Dünyada azığını hazırla, yolculuk var Salih amellere başla, akıbet ölüm var. Azık hazırlamadan 70 sene de kalsa bir kişi Cahildir o, kitaplarda böyle beyan var. Uzak yolculuk ve zor akıbet için, salih ameller ve takva azığı hazırlamakta acele etmek lâzımdır. DUA Allah’ım! Bizi gaflet ve tembellik uykusundan uyandır. Ecel vakti girmeden önce bizim gözümüzü aç. Bizdeki uzun düşünceleri kısalt. Bizi salih amel işlemeye ve hüsnü hatimeme muvaffık kıl. Ömrümüzü gafletle geçip tükenmeden bize kıyamet günü için güç ver ve bizim için tevbeyi kolaylaştır. Maddi manevi hastalık orduları bize hücum etti, matlub ve maksadımız kayboldu. Gözün semaya dikildiği, sesin kesildiği geceni tedarik etmenin mümkün olmadığı ölüm meleğinin can almaya geldiği vakit bize merhamet et. Bizi kefene sarıp, noksanlık, çirkinlik ve kusurla beraber çürüme ve karanlık yurdu olan kabre götürdüklerinde bize acı. Sığınacak hiçbir yer olmadığı zamanda münker ve nekirin sualini kolay kıl. O gün insanlar sicim gibi gözyaşı akıtır kabirde biz parça parça oluruz, fakat bundan gafiliz. Kabirden fakir olarak kalkıp en değersiz bir varlığa dahi sahip olmadığımız, günahlarımız sebebiyle sersemlediğimizde bütün korktuklarımızdan bizi kurtar. Allah’ım sırat ve mizanın kurulduğu, yüz ve renklerin değiştiği, falan oğlu falan şakidir diye seslendiği, sıkıntılardan dolayı çocukların ak saçlı ihtiyarlar haline geldiği gün bize merhamet et. Amin...