Muhammed Yusuf


MİLLİYETÇİLİĞİN KÖKENLERİ

Aksaray salihler şehri Haberleri / Aksaray salihler şehri gazetesi


İnsanların hiç gözlerini kırpmadan ölüme koşabilmelerine ve belki de öleceklerini bile bile ölüme gitmelerine sebep nedir? Neden insanlar belki de kurgulanan veya var olduğu hayaledilen bir ?hayalet? için çok kıymetli canlarını feda ederler? İnsanları bile bile ölüme gidecek kadar fedakâr kılan bu bağlılık, bir ulusa ait olma duygusu nasıl hayal edilebilir? ?Ulus? denilen şey, hayali, kurgulanan, gerçekliği var olarak kabul edilen bir şey midir?

Milli hisse dayalı duygu,davranış tarzı ve tutumlar bütünü ele alındığında milliyetçiliğin tarihi,insanlığın topluluklar halinde yaşamaya başladığı eski çağlara kadar götürülebilir. Fakat eski çağlarda ortaya çıkan milli hisse dayalı bu duygu, davranış tarzı ve tutumların, siyasallaşarak bir ideolojiye dönüşmesinin ise modern döneme ait bir olgu olduğunu söyleyebilmek mümkündür

18´inci yüzyılda dünya üzerinde meydana gelen bir takım devrimler (Fransız İhtilali, Sanayi Devrimi, Rönesans gibi) kültürel ve siyasal açıdan yeni gelişmelere kapı aralamıştır. Bu gelişmelerin en etkili ve önemlisi kuşkusuz milliyetçilik akımı ve onun getirdikleri olmuştur. Bu getiriler siyasi ve kültürel olmanın yanı sıra akademik alanda da yeni tartışmalara yol açmıştır.

19.yy dan itibaren tarihin ve siyasetin temel dinamiklerinden biri olan milliyetçiliğin, ideolojiler dünyasına girerek günümüze kadar etkisini devam ettirdiği söylenebilir. Farklı coğrafyalarda ve farklı zamanlarda toplumsal karşılığı son derece fazla olan ve kitleleri harekete geçirebilen bu ideolojinin, modernleşmeyle kuvvetli bağları bulunmaktadır.

Uluslar var olan değerler üzerinden somut şekilde temsil edilmesiyle sonuçlanmıştır. Yani, İngiliz olmak hayali bir durumu ifade ediyorsa, bunu bir marşla, bayrakla, sınırları belli bir ülkeyle ve var olan toplulukla somutlaştırmak mümkün. İnsanların kendilerini bir yere bağlama, bir geçmişle ifade etme gereksinimi, var olan tüm dışlayıcı mekanizmalara bir tepkidir. Bu nedenle sömürgeci devletlerin anavatana sürekli maden vb. ham maddeler taşımasına tepki göstermek, o yerde yaşayan insanların en doğal hakkı olabilir. Ya da kendi ten renginden, kendi toprağından olan insanların aynı duygularla hareket edip var olan olumsuzluklara karşı koyma isteği, bir değer etrafında ancak mana bulur. Bu mana siyahî olmak, İngiliz olmak, aynı bayrak altında yaşamak gibi belirleyici ve bütünleştirici unsurlar olabilir. Milliyet unsuru, kendi gibi düşünen ve buna gönülden katılan insanların ortak duyumsadığı bir yaratımdır. Yüzyıllardır sıkıntı çekmiş siyah derililer, yeri geldiğinde ellerinde İngiliz, Fransız ya da Amerika bayrağıyla olimpiyatlarda ter dökebilirler. Ya da soydaşlarının çektiği sıkıntılara aynı platformlarda tepki gösterebilirler. Bu durum, milliyetçiliğin pragmatist yönüne de vurgu yapmaktadır. Aynı anda Senegal doğumlu olup, eğitim ve daha iyi şartlarda yaşamak için Fransız vatandaşlığına geçebilirsiniz. Bu durumda hayali olan şeyin esnekliği de söz konusu olabiliyor.

 



YAZARLAR