Şahin KAPLAN


HDP PASLAŞMASI

Aksaray haberleri, Salihler şehri gazetesi, Aksaray haber


BABACAN’ın DEVA ve DAVUTOĞLU’nun GELECEK Partisi de kurulduktan sonra faaliyette olan toplam siyasi parti sayısı 88’e ulaşmış. Oy pusulasında hepsini göremesek de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bilgilerine göre aktif sayı 88.

Konumuz 2012 yılında kurulan HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ  (HDP) .Parti demek durumundayım çünkü her şeyiyle devletin gözü önünde faaliyetlerini sürdüren bir yapı. Sokaktaki insana sorduğunuzda, HDP seçmeni dışında hemen her vatandaş doğrudan terör örgütünün siyasi yapılanması olarak görüyor. Çekinmese belki de “he gardaşım örgütün siyasi yapısıdır, ben de bunun için oy veriyorum” diyecek seçmen grubu da vardır. Zaten HDP’de aktif siyaset yapanlar da bunu reddetmiyorlar. İktidar dâhil tüm siyasi partiler de bu irtibatın üzerinde duruyor ve irtibatınızı kesmedikçe sizinle işimiz olmaz diyorlar. Dikkat edin bütün karşı duruş partiye. Kimsenin seçmene bir sözü yok, olamaz da. Öyle ya siyasi tercih meselesi bu. Yol yaparsınız, havaalanı yaparsınız, ev yaparsınız, teşvik verirsiniz ama bir türlü size oy vermezler. Çünkü yaptığınız her şey devlet/hükümet olmanın gereğidir. Allah var, Erdoğan Hükümetleri de yıllardır oy vermeseler de hizmet etmekten geri durmadılar.

İnsanın aklı bu noktada karışıyor işte. Sokaktaki sade vatandaş dâhil devletin tepesine kadar herkes örgütsel bağın farkında ama bir yaptırım yok. Siyasi partiler, kamunun hukuku adına iş ve işlem yapan bütün makamlar durumun farkında ama bildiğimiz, kapatmaya dair bir girişim yok.

Peki, ne var?

İktidar cephesinde terör örgütünün partisiyle ortaklık yapıyorsunuz, yerli ve milli değilsiniz!

Muhalefet cephesinde de biz ortak değiliz sadece HDP seçmeninin de oyuna talibiz!

HDP’yi ayrı bir yere koyarsak, onlarda da zaman zaman bizim sayemizde şunu aldınız, bunu aldınız ne diye bizi reddediyorsunuz söylemleri!

Gerçek ise tüm çıplaklığıyla şu; istisnasız bütün siyasi partiler HDP seçmeninin oyuna talip. Ben hiçbir siyasetçinin, kim olursa olsun seçmenin oyunu reddettiğini görmedim, duymadım. Hatta hiçbir siyasetçinin FETÖ cülerin oylarını da reddettiğini görmedim. Sümüklü ajan yerin dibine batsın ama oy kullanma hakkı olan şakirtleri bize oy versin. Bu tavırlarını da yanlış bulmuyorum çünkü siyaset vatandaştan alınan oy ile gücünü belirliyor. Açık açık ifade edeyim ki,  örgüte ya da fetö ye sempatisi olan benim partime oy vermesin diyen bir lider çıkarsa oyumu hep ona vereceğim.

Sonuç olarak kim, nerde, ne söylerse söylesin bütün hesap oy kullanma hakkı olan her vatandaşın oyunu almak üzerine kurulu. Gerisi siyasetin gereği yapılan manevralardan ibaret. Yoksa herkes kimin hangi zeminde olduğunun bal gibi farkında. Asıl mesele durumu vatandaşa izah ederken ortaya çıkıyor.

HDP’nin kapatılması mümkün mü? Elbette açılmamış bir dava hakkında yorum yapılıp hüküm verilemez. Ancak net olan bir husus var ki dava açılabilir. Dava açılır da sonuç ne olur? Yıllardır ne olduysa o olur. Derhâl başka bir parti kurulum dilekçesi ile yeni bir parti kurulur. Yasal prosedürü tamamlayamazsa ya bağımsız ya da başka bir partiyle ister açık ister gizli şekilde ittifak halinde seçime girer. Kapatılmış partinin oyları da iktidar hariç her partiye gidebilir. Aslında iktidarı kapatma hamlesinden geri tutan temel sebeplerden birinin de bu olduğunu düşünüyorum.

Bunu yanında sözde Avrupalı, Amerikalı dostlarımızın da Türkiye şöyle antidemokratik, böyle sert diyerek, iktidarı ve ülkemizi uluslararası arenada yıpratacak olmaları da diğer önemli bir husus.

Muhalefetin, bunlara teröristle irtibatlı diyorsunuz o zaman neden kapatmıyorsunuz? Sorusunun altında yatan da, zaten kapatırlarsa oylar mecburen bize gelecek düşüncesi olsa gerek. Öyle ya parti kapanırsa seçmen ya sandığa gitmeyecek ya da doğrudan muhalefet lehine oy kullanacak. Muhalefet de HDP tabanına hiçbir şirinlik yapmadan bu oyları hanesine yazdıracak. Diğer alternatif seçmenin sandığa gitmemesidir ki, o da iktidar hatta muhalefet dâhil topyekûn devletimizin lehine bir durum değildir.

Peki, yaşadığımız ne?

Devlet kararlı; Devletin imkânlarını örgüte kullandırmayacak. Bu kapsamda da kayyum atamaya devam etmesinden kararlı olduğunu görüyoruz. Düğüm de burada zaten. Seçmen bir türlü örgütle bağını inkâr etmeyen partilere oy vermekten vazgeçmiyor. Siyasetin ağzından da şunu çok duyuyoruz. “HDP ye oy veren herkes örgüt sempatizanı değil ama bütün örgüt sempatizanları HDP’ye oy veriyor.” Buram buram siyaset kokuyor ve çok akıllı bir söylem.

Devlet aklı, her daim kişilerin aklından daha iyi karar verir. Bu gerçeği bir kenara not ederek, hiç kuşkum yok bir gün gelecek bu parti hakkında gereği yapılacak.

Bütün siyasi partilerin devlet aklıyla birbiriyle tokalaşıp, kucaklaşabildiği sağlıklı, huzurlu ve müreffeh bayramlara kavuşmak dileklerimle.