Doç Dr.İbrahim BAYKAN


FİKRET OTYAM’IN ANISINA

Aksaray haberleri, Salihler şehri gazetesi, Aksaray haber


Fikret Otyam, 19 Aralık 1926 tarihinde;  Aksaray‘da doğmuştur. Annesi ise Naciye Hanım’dır. Asker olan babası Vasıf Bey Konya ikinci ordudan emekli olduktan sonra eczacılık yapmaya başlamıştır.

Otyam; altı yaşından itibaren babasının eczanesinde çalışmaya başlamış; İlkokul ve Ortaokulu Aksaray’da okumuştur.

Otyam‘ın fotoğraf merakı; Ortaokul yıllarında başlamıştır. Lise ye ise Ankara ve Kayseri‘de devam etmiştir. O yıllarda resim yapmayı çok seven Fikret Otyam Kutu boyalarla kontrplak üstüne resimler yapıp Aksaray Halkevi’nde sergi de açtı. Ankara Atatürk lisesinde okurken Can Yücel ile arkadaş olmuş.

Liseden sonra İstanbul’a gelerek Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitimini ünlü ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu ve İbrahim Çallı’dan ders aldı. Bu yıllarda gazeteciliğe de başladı ve ömrü boyunca gazetecilik yapmıştır.

Gazeteciliğe 1950 yılında son saat gazetesinde başladı; daha sonra geçtiği Cumhuriyet gazetesinde çeşitli dallarda çalıştı ve köşe yazarlığı da yaptı. Özellikle Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ile ilgili yazdığı röportajlarla tanındı. Bu röportajlarını çok sayıda kitapta topladı.

Akdeniz gazetecilik vakfı ve Altın Portakal Kültür Sanat Vakfı'nın kurucu üyelerindendir.

Emekli olduktan sonra resme ağırlık verdi. Antalya'da yaşamını sürdürdü, Akdeniz gazetecilik vakfı ve Altın Portakal Kültür Sanat Vakfı'nın kurucu üyelerindendir.

Fikret Otyam; böbrek yetmezliği nedeniyle bir süredir Antalya’da tedavi gördüğü hastanede 9 Ağustos 20015 tarihinde; 89 yaşında vefat etti. Fikret Otyam; vasiyeti üzerine Hacıbektaş'ta toprağa verildi. Bıraktığı eserlerle dünya çapında ün salan değerli hemşerimize Allah’tan gani, gani rahmet diliyorum.

Kendisi ile olan bir anımı sizlerle paylaşmak isterim:

Ben “AKSARAY’DA İZ BIRAKANLAR” adlı eserime başladığımda kendisini telefonla aradım. Kendimi tanıttım ve kendisine böyle bir çalışmam olduğunu ve yazlığına gelerek canlı bir söyleşi yapmak istediğimi söyledim. 

Her zamanki gibi esprili tarzıyla; bana aynen şöyle dedi: “Ah İbrahim sorma poki yedik böbrekler gidik.” dedi. Ben de: “Abi sen güçlüsün; hiç  merak etme iyi olacaksın. Müsait olduğunda da gelebilirim.” dedim. 

“Olur mu öyle şey gel.” Dedi. Gittim; uzun bir sohbet oldu. Bana çok şeyler anlattı; bu anlattıklarının pek çoğu daha önceleri kendisiyle yapılan söyleşilerle örtüşmesine karşın bir anlattığı vardı ki; benim hiç duymadıklarımdandı. 

Kendi ifadesiyle aynen aktarıyorum:

“Foto muhabirliği yaptığım yıllarda; Güneydoğu’da bir aile katliamı haberi aldım ve hemen gittim. 

Çoluk-çocuk, genç ve ihtiyarların hepsinin öldüğü bir ailede hayatta kalan bir yaşlı kadın; açık bağrına vurarak Kürtçe ağıt yakıyordu. Söyledikleri hep aynı sözcük ve dakikalarca bu aynı sözcüğü tekrar ediyordu. 

Köyün muhtarına; yav bu kadın ne söylüyor bana bir de hele dedim. Muhtar aynen şöyle dedi; “Allah’ım var mısın? Varsan nerdesin? İkimizin de gözlerinden yaş damladı.”

Bıraktığı eserlerle dünya çapında ün salan değerli hemşerimize Allah’tan gani, gani rahmet diliyorum. Bana hediye ettiği fötr şapkayı yaşadığım sürece saklayacağım. 

Aksaray ili yöneticilerinden ricam; böylesine uluslar arası bir değer olan bu hemşerimizin adı bir kültür merkezine verilerek yaşatılsın.



YAZARLAR