Muammer Öztürk


EUZU BİLLAHi Maliki Yevmiddin.

Aksaray salihler şehri Haberleri / Aksaray salihler şehri gazetesi


Euzu billahi demek üstadın tefsirine göre  Allahım azabından gadabından. ikabından ve senden sana sığınır sana güvenir sana dayanırım demektir. İkabından derken yalnız bırakmandan sana sığınırım denir. Zira Allah´ın kulunu yalnız bırakması sevmesindedir. O severse kendinden başkasını sevdirmez. Kulu hiç olmazsa dünyalık bir kıymeti kendi kadara iltisaklı ederek yalnızlığa mahkum eder. Bütün ömrü heba kendini sevdirmek içindir  Senden sana sığınırım derken ise Musa misalidir. Musa as seni görmek istiyorum ya rabbi dediğinde Ya. Musa dayanamazsın dedi. Musa as ısrar edince karşıki dağa bak dedi ve nurundan bir zerre bıraktı. Dağ parçalandı. Musa bayıldı. Epey zaman sonra. Musa as uyanınca tövbe etti.  Allah her şeyden beri sıfatıyla her kulun ona belli bir ölçüden ileri gidemiyeceği ni gösterir.  Gadap  bela musibet olarak  tecelli ederken yağmur misali yağmaktadır.   Gazap ise hususi bir haldir Dolayısıyla  kul olmak dimdik bir hayati sefa içinde yaşamak değildir   Mesele kul olmak ise reçete bilmek gerekir. Biz Ademoğlu cahilane kendimizi hesaba çekmeden sorgularız. Neyi sorguladığımızı bilmeden kendimizi cennet addederiz.  Hal bu ki cennet bileni Yok eder bu dünyada. Biz Yok olmadıksa hala kendimizi zirvede görüyorsak salt cahilliğimizdendir.  Ama Ademoğlu pek cahildir pek nankördür derken Allah bizim halimizi nasıl abeste olduğumuzu bize bildirmektedir. İnsanın cehaletinden kurtulması  nefsini tanıması ile kabildir.  Nefsini bilmek İnsanın kendi aynasına bakması gibidir.  Tabi dünyalık Sefa´larından ayrilamaması düşünen insani Araf´a atacağımda bu ızdırabı herkesin karşılaması kolay olmaz.

Allah in merhameti rahmeti bizim üzerimize olsun inşallah

muammeröztürk
25.11.2019 18:46:52
AKSARAY´DAN KIT´ALARA YAYILAN IŞIK ! CEMAL-ED-DİN-İ AKSARAYİ (1314-1389) Muammer ÖZTÜRK Cemal-ed-din Aksarayi´nin babası Muhammed Enis-i Tebrizi, dedesi ise Muhammed Tebrizi, Büyük dedesi ise Kur-an ilimlerinde ve din felsefesinde bir ekol olan Fahreddin er-Razi´dir.(1) 714/1313-14 yılında (bazı yazarlar Tebriz´de, bazı yazarlar da Aksaray´da doğmuş olabileceğini yazmaktadırlar) doğmuş (2-3), 1389 yılında Aksaray´da vefat etmiştir. Mezarı Aksaray Ervah Kabristanlığındadır. Soyu bir koldan Hz. Ebubekir´e, bir koldan da Hz. Ömer´e dayanmaktadır(4). Fatih Ali Emiri Kütüphanesinde 87 numarada kayıtlı Münşeat´a göre secere; Cemaleddin Aksaray-i _Muhammed _Muhammed _Muhammed _Fahreddin Muhammed Razi _Ömerü´l Hatibi _Hüseyinü´l Hatibi _Mahmudü´l Hatibi _Mevdut _Sabit _El-Müseyyeb _Mutahhar _Hammad _Abdurrahman _Ebubekri´s-Sıddik şeklindedir. Aile Cemali Ailesi ve Cemali-Zadeler olarak nam almış olup(5), Cemaleddin Aksaray-i yıllarca Aksaray´ da eğitim-öğretimle meşgul olmuş(Zinciriye Medresesi)(6), kendisine verilen görevler nedeniyle değişik vilayetlerde bulunmuş ancak sonunda yine Aksaray´ı ahiret yurdu olarak seçmiştir. Cemaleddin Aksaray-i, Murat Hüdavendigar döneminde yetişmiş; hadis, tefsir, fıkıh, ahlak, edebiyat ve tıp dallarında eserler vermiş, İlk tahsilini Aksaray´da tamamlamış, Amasya´da devam etmiş ve Amasya Kadılığı ve Kazaskerliği yapmış, oradan Konya kadılığına atanmış, buradan da Aksaray Zincirli medresesine atanarak önemli derecelerde talebeler yetiştirmiştir. Fahreddin Razi ekolünün Anadolu´ya taşıyıcısı ve en önemli müessislerinden olan Cemaleddin Aksaray-i, Osmanlı Devletine kendi sülalesi ile birlikte, pek çok ilim ve devlet adamı yetiştirecek bir kadronun ilk simasıdır. Orta Asya Mektep geleneğine mensuptur(7-8-9). Cemaleddin Aksaray-i, öğrencileri ve o dönemin kaynaklarına göre, kadı, kazasker ve müderrisliğinin yanında; Şemseddin Sami O´nu,´´Ulum-i şer´iyye ve edebiyyede yed-i tula sahibi´´(10), Mustafa Ali, ?´Ulum-i Arabiyyede mahir, aklıyye ve nakliyyede telife kadir bir alim-i müteccir´´(11) , Leknevi, ?´hüsn-i sire´´(12) sahibi olduğunu, Ömer Nasuhi Bilmen, ?´Talakat-ı lisana sahip bir hatip´´(13), Osman Şevki, ?´Şeriat bilgini iken tıbba heves edip ilgi gösteren´´(14), Mahmut Karakaş, ?´Din alimi, filozof, doktor, şair´´(15), Hallul mucez kopyacısı Kasım b. Abdurrahim eş-Şirvani ?´Devrin şefaatçısı, deveranın açıklayıcısı, ahiret yollarının mürşidi, dünya ve din kaynaklarını kendisinde cem eden, şeriat ve hakikat denizlerinin birleştiği yer´´(16), Prf. Dr. Kenan GÜRSOY, ?´Külli Alim ?´(17), İrfan GÖRKAŞ ise ?´bir ansiklopedist, çok yönlü bir bilgin´´(18) olarak tanımlarlar. Genel olarak kaynaklarımızın Cemaleddin Aksaray-i´ye ait olduğunu söylediği eserler şöyle sıralanabilir: 1.)Keşşaf Haşiyesi(19) 2.)Şerhu´l-İzah(20) 3.)Şerhu´l-Mucez(21) 4.)Hasiye Ala Şerhi Mecmai´l-Bahreyn(22) 5.)İtirazat Ala Şerhi´l-Keşşaf(23) 6.)Ahlak-i Cemali(24) 7.)Keşfu´l-İrab(25) 8.)Şerh Müskilat-ı Kur´an ve Şerh Müskilat-ı Ehadis(26) 9.)Şerh Hadis İnnellahe Halaka Ademe Ala Suretih(27) 10.)Hadis Erbain(28) 11.)Risale fi Cevazi´d-Devr ve´s-Sema(29) 12.)Gayetu´l-Kusva Şerhi(30) 13.)Telhis Şerhi(31) 14.)Telbis Şerhi(32) 15.)Mülteka Haşiyesi(33) 16.)Tekmile-i Tefsiri-i Semerkandi(34) 17.)Kitabu´l-Esileti ve´l-Ecvibeti(35) 18.)Nüzhetü´l-Ervah fi Şerh-i Ebyatı Evhadeddin ve Bazı Sufiyya(36) 19.)Haşiye el-Beydavî(37) 20.)Şemsiye fi Esrari´l-Kelimatı´s-Sıddıkyye(38) 21.)Teferrecü´l-Ümera(39) Cemaleddin Aksaray-i on dördüncü yy. Anadolu´sunda Fahreddin Razi ekolünün en büyük temsilcisidir(40). Cemaleddin Aksaray-i İslam Aleminde, özellikle Osmanlı Devletinde, eğitim-öğretim metotlarında bir ekoldür. Yetiştirdiği öğrenciler Anadolu´ya yayılarak onun metodunu devam ettirmişlerdir. Bunlar aynı zamanda Osmanlı Devleti´nin serpilip gelişmesinde önemli roller oynamışlardır. Bir kısmı Sultanlara hocalık yapmış, bir kısmı yanlarında danışman olarak bulunmuşlardır(41). Osmanlı Devletinin ilk Şeyhü´l İslamı Molla Fenari(H.751-834,M.1350-1431) Cemal-ed-din-i Aksarayi´nin öğrencisi ve devrin alimlerinin en büyüklerindendir(42). Yine Orhan gazi devri alimlerinden İznik Orhan Medresesi Müderrisi Mevlana Alaeddin Esved (Ö.800 H / M 1397) de Cemaleddin Aksaray-i´nin öğrencisidir. Afyonkarahisar´lı Kara Alaaddin ve oğlu Hasan Paşa (Ö.803 /1400)´da onun öğrencilerindendir (43). İlk tahsilini Aksaray´da babasından ve diğer alimlerden yapan Cemaleddin Aksaray-i, Amasya´ya giderek aynı lakabı taşıyan hemşehrisi Cemaleddin İbrahim Aksaray-i´nin oğlu Fahreddin İlyas Rumi´den ders aldı. Hacı Şadgeldi Paşa ile ders arkadaşı idi. Her ikisi de akli ve nakli ilimlerde en iyi şekilde yetiştiler. Hacı Şadgeldi Paşa, Amasya Emiri olunca, Cemaleddin Aksaray-i Hazretlerini Amasya kadılığına ve Darü´l-ilim müderrisliğine getirdi. Amasya Kazaskeri Pir Nizameddin Muhammed Cürcani vefat edince, onun yerine Amasya Kazaskerliği vazifesi de verildi. Bu vazifeleri üstün bir liyakat ve başarıyla yürüten Cemaleddin Aksaray-i hazretleri, ilim okutup talebe yetiştirdi. Yüksek ilmi ve ahlakı ile insanlara örnek oldu. Amasya´nın buhranlı devrinde insanlara İslamiyetin emir ve yasaklarını anlatıp dünya ve ahiret saadetine kavuşmaları için çalıştı. Karamanoğlu Alaeddin Bey, yüksek ilim ve fazilet sahibi olan Cemaleddin Aksaray-i´yi Konya Kadılığına tayin etti (44). Bir müddet bu vazifede kalarak insanlara Allahu-tealanın emir ve yasaklarını anlattı. Sonra Aksaray´a döndü. Zincirli (Müselsile) Medresesine müderris tayin edildi. Bu medreseyi yaptıran kimse, vakıf şartnamesine, Sihah-ı Cevheri adlı lügatı ezbere bilen kimsenin müderris tayin edilebileceğini bildirmişti(45). Bu vasfa sahib olan Cemaleddin Aksaray-i bu medresede senelerce ilim öğretip büyük âlimler yetiştirdi. Cemaleddin Aksaray-i´nin sultanlarla sürekli ilişkisi olmuştur. Aksaray-i Karamanoğlu Alaaddin Bey adına bir eser telif etmiştir(46). Aksaray-i Osmanoğulları Beyliği ile de ilişki kurmuş, Konyalı´nın ifadesiyle Aksaraylı Ali oğlu Hasan yazısıyla ?´Keşşaf Haşiyesi´´ni (783/1381) yılında Çandarlı Kara Halil Paşa (Ö.789/1387)´ya ?´Vezirü´l-fazılu´l-Alim Mevlana Hayreddin´´ ifadesiyle itaf etmiştir(47). Bu ilişkiler Aksaray-i adının ve ününü ne kadar yaygın olduğunu göstermektedir. Cemaleddin Aksaray-i´nin en büyük takipçileri; kendi soyundan gelen ilmi ve idari sınıfta yer alan Cemali geleneğini devam ettirenlerdir. Bunlar(48); 2. Bayezid´in hocası Şeyh Mehmed Çelebi/Çelebi Halife, tarihçi Muhyiddin Mehmed Cemali, Yavuz ve Kanuni´nin Şeyhül İslamı Zenbilli Ali Cemali Efendi, Yavuz ve Kanuni´nin Sadrazam Piri Mehmed Paşa ve İstanbul´da Halveti´nin en büyük ikinci kolu Cemaleddin İshak-ı Halveti/Cemali Halife´dir. Ayrıca aile bireylerinin çok iyi birer hatip oluşları dikkat çekmektedir. Büyük dedesi Fahreddin Razi gibi, dergahından medreseye atla gelip giden Aksaray-i, bir kısım talebelerine yolda ders verir (Bunlara; Meşaiyyün-Yürüyenler)(49), bir kısmına revak altında(Bunlara; Revakıyyun-Revaklı yerde oturanlar)(50), bir kısmına da medrese odalarında(Bunlara da; Sınıf-ı Ahir, Sakinun, Alimi Tahrir, Odalarda Oturanlar/Yüksek sınıf adı verilirdi)(51) ders verirdi. Cemaleddin Aksaray-i´nin Zincirli Medresede tercih ettiği eğitim metodu; talebelerinin seviyesine göre meşaiyyün-ilk, revakiyyün-orta ve sınıfı ahir-yüksek seviyeli eğitim olarak üç kategoride sınıflama, en yüksek derecede olanları da karşılaştırmalı anlatım ve yazım metoduyla kendi derecesine ulaştıracak şekilde yetiştirmektir. Amasya Darü´l?İlim müderrisliğinde de aynı metodu takip etmiş olmalıdır. Cemaleddin Aksaray-i´nin eğitimine tesir eden ilk kişi babasıdır(52). Tıp alanında daha fazla olarak İbn-i Sina´nın eserlerinden (980/1037), Ali b. Abbas Macusi(Ö.372 veya 384)´ nin eserinden, Ebubekr Muhammed b. Zekeriya Razi(Ö 325/925) ile Necibullah Semerkandi (Ö 619)´nin açıklamalarından faydalandığı kendi ifadelerinden anlaşılmaktadır(53). Fıkıh alanında ise İbn-i Saati(İmam Muzafferüd-din´in ?´Şerh Mecmai´l-Bahreyn adlı eserinden etkilenmiştir(54). Amasya´da Cemaleddin İbrahim Aksaray-i ve oğlu Fahrettin İlyas Rumi´den ders almıştır. Hacı Şadgeldi Paşa onun ders arkadaşıdır. Her ikisi de akli ve nakli ilimlerde devrin en iyileri olarak yetişmiştir. Bir diğer etkilenme alanında ise meani beyan, bedi ve belagat ilimlerinde kaynak olarak aldığı; Sekkaki, Abdülkahir Cürcani ve Zemahşeri vardır(55). Zemahşeri tefsir ilminde bir disiplindir. Ayrıca eserine açıklama yazdığı Kutbeddin Tahtani(Ö.766)´den etkilenmiştir(56). Cemaleddin Aksaray-i Molla Fenari, Alaeddin Esved, oğlu Hasan Paşa ve benzeri öğrencileri ile Fahreddin Razi ekolünü hem Anadolu´ya yaymış hem de müessislerinden olmuştur. Cemaleddin Aksaray-i´nin bu iki mütefekkir vasıtası ile Osmanlı Türk İslam düşüncesine tesir ettği söylenebilir(57). Meşhur ilim sahibi, Seyyid Şerif Cürcani Hazretleri de onu ziyaret edip ilim ve feyzinden istifade etmek için Anadolu´ya geldi. Ancak O Aksaray´a gelmeden Cemaleddin Aksaray-i vefat etti(58). Bunu duyan ve çok üzülen Cürcani Hazretleri, Molla Fenari Hazretleri ile beraber Mısır´a gidip Ekmeleddin Baberti´ den ilim öğrendiler. Bu gün elde ettiğimiz bu bilimsel birikimlerimizin kaynağından ve kimi zaman ilkel, kimi zaman övünç kaynağımız, kimi zaman ulaşılamayacak kadar eski bulduğumuz ve günlük hayatta kökenini bilmediğimizden olacak ki kolay sahiplenemediğimiz Türk İslam Medeniyeti miraslarımızdan habersiz yaşayıp gidiyoruz. İslam-i açıdan ihtiyacımız olan inanç bilgilerimizin bizim hiç farkında olmadan uygulayıp yaşadığımız ölçülerin nasıl bize ulaştığını ve anlaşılır kılındığını belki şimdiye kadar hiç merak etmedik. Oysa bugün ile sekiz yüz elli yıl öncesi arasında değişen; tıbbi, felsefi ve dini bilimlerde sadece teknoloji farkı. Teknoloji farkını yok varsaydığımızda hala İbni Sina´da, Hoca Ahmet Yesevi´de, Fahreddin Razi´ de, Cemaleddin Aksarayi´de, Ahi Evran´da olduğumuzu görmekteyiz. Ayrıca ?´İlim Çin´de de olsa gidip alınız´´Hadis-i Şerif´ni de unutmamak gerekir ki İslam dininin ilme, teknolojiye verdiği önemi hatırlayalım. Böylece bir yanılgıya düşmemiş olalım. Kaldı ki bu gün geldiğimiz noktada bilimin kazanımları hayati derecede önemlidir. İnsan zekasının kendi keşfettiği teknoloji üzerinden yine kendi zekasını yansıtan buluşları, bize bu toplam zekayı bahşeden Allah´a şükretmeye götürmelidir. Aksaray´dan yetişen ve tarihin ender ilim adamlarında olan Cemaleddin Aksaray-i ve soyundan gelen evlad-ı muhteremleri çok kayda değer kelam, tefsir, hadis yazarı ve şerhçileri olup, hukuk, fetva, tarih, edebiyat yazarlığı ile savaş ve devlet teşkilatçıları olarak karşımıza çıkmaktadırlar. İslam adına yaptıkları medrese hocalığı ve irşad çalışmaları ile ahlak üzerine ilim neşretmelerinin yanında tıp, felsefe, anatomi, farmakoloji, mantık vb. bilimlerde de zamanının zirvesine ulaşmış insanlardır. Cemaleddin Aksaray-i´nin bizzat deri hastalıklarında uzman oluşu ve aynı zamanda manevi ilimlerde de devrinin en parlak isimlerinden olması, bunun yanında diğer pozitif-tabii bilimlerde aşılamaz oluşu, bu yönüyle örneklik olması bakımından ve iki cihanı kendi inanç hafızasında hayata geçirmiş olması açısından da bir zat-ı şahane olmasına yol açmıştır. Bu zat-ı şahanenin Aksaray´dan yetişmiş olması Aksaray açısından kıvanç kaynağıdır. Bazı yazarlar aileyi Arap kökenine bağlamış olsalar bile Türk Dünyasını irşad etmiş, onunla bütünleşmiş, Selçuklu ve Osmanlı Devletlerine hayati katkılarda bulunmuş adeta Türk dostu bir ailedir. Hatta Arap bile olmasa ailenin en yukarıdaki bireyi, Kur-an ilimlerindeki muhabbetlerine irşad kabiliyetlerine ve manevi işarilerine bakıldığında; Razi´nin Allah dostu bir veli olduğuna hükmedilir. Türk İslam döneminde milletimizin bu türlü insanlara verdiği önem aşikardır. Fahreddin Razi, Fatiha´dan bin soru, bin cevap çıkartırım diyerek başladığı çalışmaları sonucunda Tefsir-i Kebir olarak Türkçeye çevirilen on altı ciltlik bir tefsir yazmış ve bu tefsiri şimdiye kadar aşılamamıştır. Mısır´da bile çoğaltılarak yayınlanmıştır. Ne var ki Fahreddin Razi Gazali´den sonra felsefecilerin yanılgı veya sapmaları nedeni ile kelam ilminde felsefi çalışmalara yönelmiştir. Fahreddin Razi Rey doğumlu olmasına rağmen ailesi Taberistan´lıdır. Dedelerinden Hasan b. Ali, tüccar olup kırk yıl Mekke´ de ikamet etmiştir. Fahreddin-i Razi´nin babası Ziyaeddin Ömer(ö. 559 H/ 1164), Eşari kelamcısı ve Şafii fıkıhçısıdır. Bu zat, aynı zamanda sufi, edip, usulcü ve hadiscidir. Diğer taraftan Taberistan ve Rey Türk kültür merkezleridir. Bu çevrede Arap ve Acem asıllı alimlerde yaşıyordu. Bu açıdan yaklaşıldığında ailenin bize göre Türk olduğuna, ancak zamanın şartları gereği göç ettiği yerlerden kültür izleri taşıdığına varılabilir. Üstelik ne Fahreddin Razi ne de Cemaleddin Aksarayi hiçbir eserinde Hz Ebubekir soyundan olduğuna dair yazı veya işaret vermemiştir. Bu bakımdan bize göre Fahreddin Razi ve dolayısıyla Cemal-ed-din-i Aksarayi Türk İslam kökenli ilim ve hikmet adamlarıdır. Fahreddin Razi´nin12. yy. dünyasında tıp ve hikmet anlayışı ile İslam Entellektüelizmini kurmaya çalışması, bu yönde yaptığı felsefi çalışmalarla bu gün için Avrupa´nın egemen kültürünün mutlu edemediği insanlık için gösterdiği çabaları yansıtması açısından çok kayda değerdir. Bu gün medeniyetler çatışması söylemleri tarihi sonun geldiğinin açık bir göstergesidir. Bu tarihi son yaklaşımı, batı kültürünün kendi egemenliğini kesin olarak ilan edebilmek, bütün kazanımlarına rağmen yok edemediği ve rahatsızlık, güvensizlik duymasının sebebi olan; insan, hayat, kainat, Allah ve ölüm ötesi kavramlarını içselleştiren tevhid inancını, nihayet savaşlarla yok edebilme, imha edebilme telaşı ve anlayışıdır. Ancak bu hezeyan tevhid inancının değil batı felsefesinin hüsranı olacaktır. BİBLİYOGRAFYA: 1) Haz:GÖRKAŞ İrfan, Dnş: Prf.Dr. Fahrettin OLGUNER, Selçuk Ünv. Sos. Blm.Ens.İslam Felsefesi Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi,Cemaleddin Aksaray-i´nin hayatı ve Eserleri, Konya 1995. s. 4. 2) ÇELEBİ Katip, Keşfu´z-Zünun, M.E.B. II. s. 1544. 3) GÖRKAŞ İrfan, Aynı Eser, s. 10. 4) Taşköprülü-Zade, Kitab-ı Şakayiku´n-nu´maniye fi Tarihi ?Ulemai´d-?Devleti-?l-Osmaniye, yzm. KİK, no.13202,vr.8a; Sadık VİCDANİ,Tomar-ı Turuk-ı Aliyyeden Halvetiyye, İst. 1338-1341. s. 55;KONYALI, Aksaray Tarihi, II. s.1453; ULUDAĞ, Fahreddin Razi, KBY. Ankara 1991. s.VI-2,12-13. 5) KÜÇÜKDAĞ Yusuf, Cemali Ailesi, Aksarayi Yay. Vakfı, No: 2. İst. 1995., s. 2., 5 nolu dipnot. 6) BURSALI Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifleri, Matbaai Amire 1333., c.I. s. 265 ;ADIVAR Adnan, Osmanlı Türklerinde İlim, Remzi Kitabevi, İst. 1986. s. 21; ALİ Mustafa, ´´Künhü´l-Ahbar´´, III. Mısır,Tarihsiz. s. 76; LEKNEVİ Muhammed b. Abdulhay,´´ el-Fevaidü´l-Behiyye Fi Teracimi´l-Hanefiyye, Kahire 1324., s. 161;SAMİ Şemseddin, Kamusu´l-Alam, III. s.1832. İst. 1308-1891; HOCA SADEDDİN Efendi,´´Tacu´t-Tevarih, sd; İsmet PARMAKSIZOĞLU, Kültür Bakanlığı, Eskişehir 1992., c.V. s.15. 7) OLGUNER Fahrettin, Batı Ve İslam Kaynakları Işığında Platon, KBY. Ankara 1989. s. 96;ERDEM Hüsamettin, İlk Çağ Felsefesi Tarihi, Konya, 1993. s. 127. 8) BİRAND Kamiran, İlk Çağ Felsefesi Tarihi, A.Ü.İ.F. Ankara 1987. s. 97-119. 9) ALİ, aynı eser, aynı yer. 10) SAMİ, aynı yer. 11) ALİ, aynı yer. 12) LEKNEVİ, aynı eser, s. 191. 13) BİLMEN Ömer Nasuhi;´´ Büyük Tefsir Tarihi, II. Ankara 1960. s.391. 14) ŞEVKİ Osman; ?´Beş Buçık Asırlık Türk Tababet Tarihi´´ Kültür Bakanlığı, Sd: İlter Uzel, Ankara 1991. s. 179. 15) KARAKAŞ Mahmud,´´Müsbet İlimde Müslüman Alimler´´, Kültür Bakanlığı, Ankara 1991. 16) AKSARAY-İ Cemaleddin, Hallul Mucez, Ragıp Paşa Ktp. yzm. 808/954. 196b. 17) GÜRSOY Prf. Dr. Kenan, ?´Cemaleddin Aksaray-i´nin Şahsiyet Yapısında Bilgi Ahlak Bütünleşmesi- Aksaray ve C. Aksaray-i Sempozyumu´´ İst. 1994. s. 38. 18) GÖRKAŞ İrfan, Aynı Eser, s. 9. 19) TAŞKÖPRÜ-ZADE, aynı eser, s.18;LEKNEVİ, aynı eser, s.191. 20) MECDİ EFENDİ, Tercüme-i Şakaik-i Nu´maniye, İstanbul 1269, s. 40;SAMİ, aynı eser, c. III. s.1832; BURSALI, aynı eser, c. I. s.266. 21) SADEDDİN,aynı eser,c.V.s.15;LEKNEVİ,aynı yer; ALİ,aynı eser, s. 76. 22) SÜREYYA, Sicilli Osmani, c.II. s. 82;BURSALI, aynı yer;BAĞDATLI, Hediyyetü´l´Arifin ve Esmaü´l-Müellifin, MEB.İst. 1951. c.II. s. 165; ÇELEBİ, aynı eser,, s. 1601. 23) MECDİ, aynı eser, s. 41;SÜREYYA, aynı eser, s. 82. 24) BAĞDATLI, aynı yer;ÇELEBİ, aynı eser, c. I. s. 36; KONYALI, aynı eser, c. II. s. 2304;TDVİA. c. VII. C.AKSARAY-İ Maddesi, s. 309. 25) BURSALI, aynı yer;BAĞDATLI, aynı yer;ÇELEBİ, aynı eser, c. II. s. 1544. 26) BURSALI, aynı yer;KONYALI, Aksaray Tarihi, c.II. s. 2309;TDVİA., aynı yer; BAĞDATLI, aynı yer. 27) KONYALI, aynı eser, s.2302;Türk Ansiklopedisi, c. X. s. 144; BAĞDATLI, aynı yer; BURSALI, aynı yer. 28) KONYALI, aynı yer;BURSALI, aynı yer;Türk Ansiklopedisi, aynı yer. 29) KONYALI, Aksaray Tarihi, c. II. s. 2305; Türk Ansiklopedisi, aynı yer. 30) ÇELEBİ, aynı eser, s. 1192;SÜREYYA, aynı yer;BURSALI, aynı yer; BAĞDATLI, aynı yer. 31) KONYALI, aynı eser, s. 2301; BURSALI, aynı yer; Türk Ans. aynı yer. 32) KONYALI, aynı eser, s. 2311. 33) Aynı yazar, aynı eser, s. 2303;BURSALI, aynı eser, aynı yer;Türk Ans., aynı yer. 34) KONYALI, aynı eser, s. 2311; Türk Ans. aynı yer. 35) TDVİA. c. VII. s. 307;Türk Ans., aynı yer;KONYALI,aynı eser, s. 2309. 36) KONYALI,aynı eser, s. 2311; Türk Ans., aynı yer;BAĞDATLI,aynı yer. 37) KONYALI, aynı eser, s. 2310. 38) UZUNÇARŞILI İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi, TTK. Ankara 1983. c.II. s. 632; TDVİA. c. VII. s. 309. 39) UZUNÇARŞILI, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 1937. s. 85. 40) KÜÇÜKDAĞ Yusuf, Cemali Ailesi, Aksarayi Yay. Vakfı, No: 2. İst. 1995., s. 6. 41) Aynı eser, aynı yer. 42) Aynı yer. 43) HOCA SADEDDİN Efendi, Tacu´t-Tevarih, sd: İsmet PARMAKSIZOĞLU, Kültür Bakanlığı, Eskişehir 1992. c. V. s. 25;BURSALI, Osmanlı Müellifleri, Matbai Amire, c. I. 1333. s. 271,351. 44) Aksaray ve Cemaleddin Aksarayi Sempozyumu,Aksarayi Vakfı Yay. No: 3. Ekim 1994. 45) BURSALI, aynı eser, c.I. s. 265;ADIVAR, Aynı eser, s. 21; ALİ, aynı eser, s. 76;LEKNEVİ, aynı eser, s. 161;SAMİ,aynı eser, III. s. 1832; SADEDDİN, aynı eser, s. 15. 46) ÇELEBİ, aynı eser, c.I. s. 210. 47) KONYALI, Aksaray Tarihi, c. II. s. 2331;UZUNÇARŞILI, Osmanlı Tarihi, TTK. Ankara 1983. c. I. s. 536. 48) Yusuf küçükdağ, cemali ailesi, aksarayi vakfı yay. Konya 1995.s.ecere. 49) TAŞKÖPRÜ-ZADE, aynı eser, s.18; BİLMEN,aynı eser, aynı yer; ALİ aynı eser, aynı yer; ADIVAR, Aynı eser, s. 21;BİLMEN, aynı eser, aynı yer. 50) BİRAND, aynı eser, s. 97-119. 51) ALİ, aynı eser, aynı yer. 52) AKSARAY-İ Cemaleddin, Hallu´l-Mucez, yzm. Ragıp Paşa Ktp. nr. 806/ 952 vr.1b. 53) AKSARAY-İ Cemaleddin, Şerhu´l-Mucez, Şehit Ali Paşa Ktp. nr. 2056. Vr. 1b. 54) AKSARAY-İ Cemaleddin, Haşiye Ala Şerhi Mecmai´l-Bahreyn yzm. Fatih nr. 1472. vr. 1b. 55) AKSARAY-İ Cemaleddin, Şerhu´l-İzah, yzm. Carullah, nr. 1804. vr. 1b. 56) ÇELEBİ Katip, Keşfüz-Zünun, MEB. c.II. s. 1478. 57) GÖRKAŞ, aynı eser, s. 98. 58) ALİ Mustafa, Künhü´l-Ahbar, c.III. Mısır, Tarihsiz. s. 76.

YAZARLAR