Tarih: 30.12.2020 12:48

AKSARAYLI GAZETECİDEN ÜSTAD BEDİÜZAMAN YORUMU!

Facebook Twitter Linked-in

Aksaraylı Gazeteci Erdoğan Kaya Üstat Bediüzaman hakkında açıklamalarda bulundu.

Bir yazımda eski gazetem Yeni Asya’nın hayır kampanyasını görünce utandım demiştim. Yıllar önce bu gazeteye verdiğim emeklerime acıdım. Kimlerle ve ne belirsiz insanlarla işbirliği yapmalarına üzülüyorum. Üstad Bediüzzamanı keşke doğru anlasaydık, işimize geldiği gibi yorumlamasaydık. Eserlerini basarken bazı yayın evleri işlerine gelmeyen yerleri çıkarıp tahrip etmeselerdi. Üstadı Demirel’in emir eri gibi göstermeselerdi. Üstadın Mesnevi Nuriye’de gözden kaçırılan bölümleri yeni basımda ortaya çıkacak. Sevgili Ali Tok ağabey yeni baskıda yer alacak Avrupa ile ilgili üstadın düşüncelerini paylaşmış okudum. Bunu sizlerle paylaşıyorum, umarım üstadı anlamayanlar aşağıdaki cümlelerden ders alırlar.
1969 yılında Şam Elifbâ Matbaasında Üstâd Bedîüzzamân Said Nursî Hazretlerinin Eski Said yıllarında kaleme aldığı eseri Mesnevî-i Nûriye’nin tekrar baskısı yapılıyor. Bu tarihe kadar eserin Üstâdın kardeşi Abdülmecid Nursî tarafından Türkçe tercümesi Hüsrev Altınbaşak gibi zevât tarafında el yazmasıyla on binlece çoğaltılıyor. Arkasından da matbaalarda yapılan baskı sayısı yüz binlere ulaşıyor. Böylece hiçbir fâniye nasip olmayacak miktarda eser el yazması ve matbû halde günümüze kadar milyonların eline ulaşıyor?
Üstâdın bu kitabı ile diğer eserlerinde sayısız devlet, millet, şahıs ve toplum bazında İslâmî kurtuluş ve refah reçetelerini okuyanlar bulabilir.
Mesnevî-i Nûriye’nin Arapça aslı ile tercümeleri mukayese edildiğinde iki satırın bir şekilde ortadan kaldırıldığı anlaşılıyor. Bu satırları kim veya kimler ne maksatla çıkardı? Bugün bile her zeminde İslâm düşmanlığı ayyuka çıkan blok hâlindeki bir gürûha karşı Üstâd tarafından 100 yıl öncesinden devlete ve millete karşı çekilen bu dikkat neden sansürlendi? Bunu erbâbı araştırsın.
Sansürlenen bu iki satırda Üstâd başta ABD olmak üzere Müslümanların amansız düşmanları haçlı zihniyetine, özellikle de İslâmın katmerli iki hasmı İngiliz ve Fransızlara dikkat çekiyor. Bunlardan uzak durulmasının, bunlara karşı dikkatli olunmasının altını kalın kalın çiziyor. Şöyle ki:
“Bil ki ey aziz kardeşim!
“Şüphesiz bütün kâfirler, özellikle [ABD de dâhil] Avrupalılar ve bilhassa İngiltere’ye çöreklenmiş insî Şeytanlar ile husûsan Fransa’ya yerleşmiş insan görünümlü İblisler Müslümanların ve Kur’ân ehlinin tatmîn olmaz amansız birer düşmanı ve gözü dönmüş ebedî birer hasmıdırlar.”
İşte bu kısım bütün el yazmaları ile Latince ve Osmanlıca baskılarda sansürlüdür. Dolayısıyla maksad-ı Üstâd boşta kalıp anlaşılmamaktadır. Onların düşmanlıklarının sebebi ise şöyle açıklanıyor:
“Çünkü Kur’ân; kendisini, getirdiği İslâmiyet ile ahkâm-ı İlâhiyeyi inkâr etmeleri sebebiyle bütün kâfirleri, özellikle Avrupalıları ve bilhassa İngiltere’ye çöreklenmiş insî Şeytanları ve husûsan Fransa’ya yerleşmiş insan görünümlü İblisler ile bunların âbâ ü ecdâdlarını ebedîyyeni’dâma mahkûm etmiştir. Bunlar toptan Kur’ân-ı Hakîm’in nassıyla ebedi i’dâm ve sonsuz Cehennem hapsiyle hükümlüdürler.”
Onların Kur’ân ve Müslümanlara düşmanlıklarının sebebini böylece açıkladıktan sonra sözü asıl söylemek istediği noktaya getiriyor:
“Ey ehl-i Kur’ân! Bu âyetlerKur’ân’dabâkì kaldığı sürece bunların size karşı düşmanlık, adâvet, kin, haset ve intikam hisleri hiçbir zaman dinmez. Bunlardan size zarardan başka da bir menfaat gelmez. Öyle ise sizi hiçbir zaman sevip ülfet etmeyecek ve size her hangi bir menfaati dokunmayacak olan bu gürûhu neden sevip onlarla ülfet edersiniz? Niçin onlardan boşu boşuna yardım ve medet beklersiniz? O zaman size, yeniden Kur’ân ve Hadîse sarılarak, bunları hayâtınızın her safhasına hâkim kılıp
“حَسْبُنَااللهُوَنِعْمَالْوَكِيلُنِعْمَالْمَوْلَىوَنِعْمَالنَّصِيرُ”*
demekten başka bir şey kalmıyor.”
* Emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçtıktan sonra Ellah her hususta bize yeter. O ne güzel bir Mevlâ ve o ne güzel bir Yardımcıdır. (Âl-i İmrânSûresi, âyet: 173)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —